22 Ekim 2012 Pazartesi

Ahşap Üzerine Yakma Tekniği İle Bardak Altlıkları




 
Uzun bir aradan sonra gene buralardayım...:)Doğrusu bloğu çok boşladım ve bu da hiç iyi olmadı...Neyse,telafisine bir yerlerden başlayalım değil mi sözü fazla uzatmadan:)
 
Bunlar son zamanlardaki çalışmalarımdan,yakma tekniği ile oluşturduğum bardak altlıklarım.Özel kutusu ile beraber.Boya kullanmadım,sadece cila var.Doğal görünüme sahipler,ben çok sevdim.Siz nasıl buldunuz?

22 Temmuz 2012 Pazar

30 Yaş Kadını


“… Bütün kadınlarla, özellikle bu güzellikte ve bu yaştaki kadınlar ile iyi konuşmayı beceremem. Bana öyle geliyor ki, otuz yaşlarında vardı. Genç kızlar, hayal kurar ve sözlere inanırlar. İhtiyar kadınlar, ölümden korkar ve cennet için söylenenleri heyecanla dinlerler. Böyleleri ise, yitirdiklerinin de, kazandıklarının da değerini bilirler. Meseleleri kendilerine göre yorumlarla. Bu yorumlar tuhaf olabilir ama ahmakça değildir….” Meşa Selimoviç, Derviş ve Ölüm

25 Mayıs 2012 Cuma

Tuhaf Sorular Number 1


Düşündüren Tuhaf Sorular No:1---

Hurmaya bayıldığı için Ramazanları seven,Hacca gidenlere özel olarak Medine hurması sipariş eden bir ateist var mıdır ki?

Atın At Gözlüklerini!

 
 
Çoğu insan siyasi görüşünü,dünyaya bakış açısını çevresine göre belirliyor;sadece aileden,okuldan,çevresinden kendisine ne öğretildiyse ona paralel bir görüş ediniyor ve buna ömür boyu sıkı sıkıya bağlı kalıp hiç sorgulamadan,herşeye at gözlükleriyle bakarak,yıllarca aynı şeyleri söyleyip aynı yerde sayarak yaşayıp gidiyor.

Acaba kaç kişi fikirlerini;okuyarak,kaynağından öğrenerek,değişik politik
görüşleri,hayat görüşlerini araştırarak;bir görüşe çok karşı bile olsa ona önce tarafsız bir açıdan gerçekçi bir şekilde bakarak belirliyor...Çok,çok az...

Düşüncelerime,hayat görüşlerime tamamiyle muhalif bile olsa bu alanda en çok saygı duyduğum insan tipi,zamanla "kendini yetiştirerek" çevresinden,ailesinden,aldığı eğitimden tamamen bağımsız bir şekilde kendisinden bambaşka bir insan ortaya çıkarandır.Çünkü bu kişi,zor olanı başarmış,kalıplardan sıyrılmış ve ne pahasına olursa olsun sadece "kendi" yolunu çizmiştir.

24 Mayıs 2012 Perşembe

Garip bir soru?

 
İnsanlar kısacık hayatlarında toplasan toplasan karşı cinsten en fazla birkaçyüz insan ile tanışıp sonra da aralarından birini severek onun ruh eşi olduğunu nasıl iddia edebiliyorlar?Ruh eşi olmak bu denli kolay mı?Ya da ruh eşi diye birşey var mı?Peki ya benim ruh eşim mesela Brezilya'da yaşıyorsa?Ve biz değil aynı ülkede aynı kıtada bile yaşamadığımız için hiç biraraya gelemeyeceksek,bir şekilde karşılaşsak bile farklı dilleri konuştuğumuz için birbirimizi tanıyamayacaksak bu büyük bir kayıp değil midir? Oysa belki birbirimizi tam anlamıyla tamamlayacak,bir ömür çok sevecek ve herşeyi sadece birbirimizde bulacaktık...

29 Ocak 2012 Pazar

Beyaz Deriden Işıltılı Ayna


Ayna projemizden bir ayna ile daha karşınızdayız efenim:)Bu aynada malzeme olarak sadece beyaz deri,şeffaf oje,gümüş renk sim, gümüş renk kordon ve silikon yapıştırıcı kullandık.Aynacıdan kestirdiğimiz aynamızı silikon tabancası ile ahşap levhamıza yapıştırdıktan sonra levhanın ve aynanın köşelerini kordon ile geçtik.Burada da silikon tabancası kullandık.Sonrasında ise sadece beyaz deri parçalarını hiç boşluk kalmayacak şekilde buruşturarak levha üzerine yapıştırdık.Derilerin birleştiği yerlere ve de ayna üzerinde farklı bölgelere önce şeffaf oje sürdük,sonra sim döktük ve ardından gene şeffaf oje sürerek son işlemimizi tamamladık.Bu tarz yapıştırmalarda ben şeffaf oje yani tırnak parlatıcısı tercih ediyorum,böylece hem yapışkan izi olmuyor hem de simleri gayet güzel tutuyor.Nasıl olmuş bu çalışmamız?




Sonunda Küçük Prens'i okudum!


Küçük Prens...Pek çoğunuz duymuştur,aslında bir çocuk kitabı ancak çocuklardan çok büyüklerin anlayacağı gizli anlamlar var kitabın satırları arasında...Çok öğretici,çok düşündürücü gizli anlamlar...Bu kitabı çocukluk yıllarımda ben muhtemelen okudum,çünkü ilkokul yıllarımda saksıda  çok özel konuşabilen bir gül yetiştiren bir çocukla ilgili bir hikaye yazdığımı hatırlıyorum,hatta sonradan mafya bunu öğrenip gülü kaçırıyordu falan:)))Bu gül kısmı bayağı bir bu kitaptan esinlenmeye benziyor:)))Güzel bir hikaye olmuştu hatırladığım kadarıyla,keşke saklasaymışım....


Herneyse,bir ara kitapçıda gözüme çarptı bu kitap ve ben de aldım.Sonra bir süre kitaplığımda sıranın kendisine gelmesini bekledi ve dün itibariyle okudum bitirdim.Zaten çok ince bir kitap.İçindeki çizimler göz okşayan,bir çocuk elinden çıkmış gibi naif çizimler...Konu olarak,küçük bir gezegende volkanlarını temizleyip çiçeğine bakarak yaşamını sürdüren küçük bir prensin dünyaya ve bazı küçük gezegenlere yaptığı seyahatleri anlatıyor.Eğer çocuk bakışını unutmuş ya da unutmaya yüz tutmuş bir yetişkinseniz bu kitap size çok şeyler katacaktır...
 
HAYALLER OLMADAN BİZ NEYİZ Kİ? - Blogger Templates, - by Templates para novo blogger Displayed on lasik Singapore eye clinic.